İmge, Söz-öncesi ve Dil
İmge, Söz-öncesi ve Dil
10-11 Haziran
Mısra Aslı Coşkun, Müge Arslan Çelik
Bu makale, imgenin etimolojisini, ortaya çıkış hikayesini ve klasik psikanalizde Freud’da ve Lacan’da nasıl ele alındığını önceleyerek ilerleyecektir. İlerleyen kısımlarda simge kavramına da değinilecek ve salt cinsel inşa kuramına göre her iki kavramın da klasik psikanalizden nasıl farklı okunduğu konusu ele alınacaktır. İmge, yani “image” Latince “imago”dan türemiş bir sözcüktür. Latincede geldiği anlamlar, “tasarım, taklit, portre, soyluların cenaze törenlerinde sergilenen ölenin balmumundan yapılmış büstü; ölünün hayaleti, düşte görülmesi; yankı, bir kişinin kopyası” gibi anlamlara gelir. Fransızca-Türkçe sözlükteki anlamları, “yansıma, tasvir, suret; dinsel resim, ikon; anı, izlenim, benzetme, eğretileme; görüntü, hayal; görünüm, manzara” gibi karşımıza çıkar. İngilizce-Türkçe sözlükte, “şekil, suret,tasvir, heykel;put; fikir, hayal; timsal; kanaat” gibi anlamlara gelir. İngilizcede kelimeden türeyen eylem olarak ise düşlemek, farz etmek, tasvirini yapmak, sanmak, hayal kurmak, tasarımlamak anlamları var. TDK’da ise imge, “zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal, hülya;duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, hayal, imaj;duyularla algılanan, bir uyaran söz konusu olmaksızın bilinçte beliren nesne ve olaylar, hayal, imaj” olarak yer alıyor. Klasik psikanalizde de ilkin imge Carl Gustav Jung tarafından kullanılmakta ve kısaca değinmek gerekirse , bir kişinin ilişkilenmelerini ve işleyişini etkileyen zihinsel bir temsil anlamında ele alınmaktadır. Ayrıca, Jung Carl Spitteler’ın “Imago” adlı romanını okuduktan sonra imgeyi çalışmalarına eklemiştir. Bu roman aynı zamanda, psikanalizin yeşermeye başladığı dönemlerde hem Freud hem Jung’un çalışmalarında refere ettiği bir eser olarak ön plana çıkmaktadır.