Splitting ve Oral Klinik Görünümün İmgeleri

Splitting ve Oral Klinik Görünümün İmgeleri

Splitting ve Oral Klinik Görünümün İmgeleri

Züleyha Yelken

Özet
Melanie Klein’ın psikanalitik kuramında “bölme” (splitting), erken ego gelişiminin temel savunma
mekanizmalarından biridir ve özellikle nesne sabitliğinin henüz gelişmediği dönemde çocuğun içsel
dünyasını yapılandıran bir zihinsel düzenek işlevindedir. Klein bebeklikten itibaren zihinsel yaşamın
aktif, dinamik ve yoğun fantezilerle örülü olduğunu varsayarak, bölmeyi patolojik bir savunmadan öte,
gelişimsel anlamda gerekli bir işlevsel organizasyon biçimi olarak ele alır. Bölme, temelde dış
dünyadaki nesnelerin ve içsel yaşantıların "iyi" ve "kötü" kutuplara ayrılması sürecidir. Bu ayrım
çocuğun henüz ambivalansı tolere edemediği, nesneleri hem sevgi hem de saldırganlıkla aynı anda
değerlendiremediği çok erken bir döneme denk gelir. Bu nedenle ilk aylarında bebek için hem dünyayı
hem de kendi içsel yaşantısını anlamlandırmak açısından bir tür “zihinsel haritalama” aracıdır. Diğer
yandan bölme doyumu varsanılayarak sürdürmeye ve iyi nesneye yönelimi sağlamlaştırmaya hizmet
eder. Bu yalnızca libidinal yatırım açısından değil, aynı zamanda benliğin sürekliliği açısından da
temel bir işlevdedir.
Analist bölünmüş temsiller arasındaki bağlantıların kurulmasını sağlar, analizanın aynı nesneye
yönelik sevgi ve öfkeyi birlikte taşıyabilmesini destekler. Bu kapasite geliştiğinde nesne sabitliği de
güçlenir. Analistin sağladığı analitik atmosfer ve çerçevede analizan aktarımıyla nesnesi olan
analistinden oral-simbiyozun sınırsızlığında sabitlik ve süreklilik talep eder. Oralliğin simbiyotik
niteliği nedeniyle analistin sunduğu analitik atmosfer ve çerçevede değişiklik olması durumda analizan
non-verbal şekilde nesnesi ve dolayısıyla kendisi yok oluyormuş gibi hissedebilir. Bu kırılgan ve
olgunlaşmamış kısmi nesneler içeren bebek ruhsallığı kuramsallaştırmasıyla Klein, analizle ego ve
süperego olgunlaşırken selfin de bütünleştiğini belirtir. Salt cinsel inşa (SCİ) üst okuması ise yaş ve
kronolojiden bağımsız şekilde psikenin "zamandışında" halihazırda tam olgun bir imgeleme
kapasitesinde bir “iç işleyişe” (“endoaktivite”) sahip olduğunu belirtir. Ayrıca tüm klinik görünümlerin
varsayılan sınırsız açlığı savunarak veya ödipal bir karşılaşmadan geri adım atarak, yani
“otokastrasyon” yaparak hissettiği latent-eşcinsellik zemininde şekillendiğini ileri sürer ve klasik
psikanalizin dürtüye dayandırılan bilinçdışı eşcinsellik fikrinden ayrışır. Klein'ın bahsettiği oral klinik
görünümler ve ilişkili savunmaların tam da bir oral dünya tasavvuru oluşturmak için yetkin bir
donanım anlamına geldiğini öne sürer. Psikenin doğuştan tam matür ve öznelleşmiş bir imgeleme
kapasitesi olduğunu belirtir.
Klein’ın self (kendilik) anlayışı özellikle erken çocukluk dönemindeki içsel nesne ilişkileri, savunma
mekanizmaları ve fantazik süreçler etrafında şekillenir. Nesne sabitliği kavramı da bununla ilişkilidir.
Freud’un yapısal kuramından farklı olarak Klein, bireyin iç dünyasının doğumundan itibaren aktif ve
çatışmalı olduğunu savunur. Bu bakış açısı kendiliğin oluşumuna dair dinamik ve ilişkisel bir zemin
sunar. Bahsedilen süreçlerde kendilik, içsel nesnelerle kurulan ilişkilerin sonucunda şekillenir ve
güçlenir ya da zayıflar. Depresif konumla saldırgan dürtülerinin ve yıkıcı fantezilerinin nesneyi tehdit
etmesini suçluluk duygusu izler ve akabinde gündeme gelen onarım arzusu Klein’a göre sağlıklı bir
kendilik gelişiminin temelidir. Kendilik yalnızca sevginin yanısıra suçluluk, kaygı ve onarım arzusu ile
de şekillenir. Klein’ın yaklaşımı ile self; nesne ilişkileriyle kurulan imgesel ve duygulanımsal
deneyimlerden türeyen, başlangıçta parçalı ama nesne sabitliği ve sürekliliği kazanıldıkça bütünleşen
ruhsal yapı olarak ele alınır. SCİ üst okuması ise selfi Klein’ın ve nesne ilişkileri teorisyenlerinin self
kavramsallaştırmasını bilinçdışının yapısal unsurlarının ve nesnenin gelişimiyle paralel
tanımlamasından farklı kullanır. SCİ hipotezinde self; analiz sürecinde öznel kurguyla ortaya çıkan
temel imgelerin tasarımsal ensest stili ile karakterize iç işleyişin verbalize edilmesi, kavranması, hold
edilmesi yoluyla inşa edilir. Bu süreçte ortaya çıkan otopsikanalitik çalışma yetkinliği analizin
sonunun yaklaştığının habercisidir. Söz konusu çalışmada; Klein'ın kuramının ve çocuk psikanalizinin
evriminde dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen 6 yaşındaki Erna vakasının Klein ve SCİ

hipotezi açılarından formülasyonu ve tekniği ele alınmış, bahsedilen kavramlarla nasıl bir oral dünya
tasavvuru oluşturulduğu tartışılmıştır.

ENİGMATİK MESAJLAR VE AKTARIM AŞKI

ENİGMATİK MESAJLAR VE AKTARIM AŞKI

Gülşen 1
ENİGMATİK MESAJLAR VE AKTARIM AŞKI

Laplanche’in ps ikanalize katkılar ı aras ında;
Freud’un met inler ine yeniden yaklaş ımı,

‘ çevi r i’
kavramının bilinçdı ş ındaki merkezi rolü,
yet i şkinden çocuğa yönelen ‘enigmat ik
mesajlar ın’ ruhsal yapılanmanın temelini
oluş turduğu ‘genelleş t i r ilmi ş baş tan ç ıkarma
kuramı’ akla get i r ilebili r . Laplanche’a göre
çocuk, yet i şkinin farkında olmadan ilet t iği bu
anlaş ılmaz, enigmat ik mesajlar ı çevi rmeye
çalı ş ı r ancak bu çevi r i her zaman eks ik kalı r .
Or taya ç ıkan ‘ps i ş ik ar t ık’

, bilinçdı ş ının
çeki rdeğini oluş turur ve kaynağı beli r s iz bi r
‘ fazlalık’ taş ı r . Bu fazlalık, bedenin erojen
bölgeler inde yer bulur ve ps i ş ik ener jinin temel
kaynağını oluş turur . Bu çer çevede aktar ım;
yalnızca geçmi ş in sahnelenmes i değil,
‘ çözülememi ş bilinçdı ş ı mesajlar ın’ analizde
devreye gi rmes idi r . Laplanche i ç in ‘aktar ım
aşkı’

, analizanın algıladığı enigmat ik mesajlar ı
i ç in anali s t i tems il c i gördüğü, anali s t in de i s ter
i s temez bilinçdı ş ıyla müdahil olduğu ve yeniden
anlamlandı r ılacak olan yarat ı c ı çevi r i sürec inin
temelidi r . Aktar ımı; anali t ik durumun or tak
noktas ı ilkel baş tan ç ıkarma durumunun yeniden
üretmeler i ve yenilemeler i olan özneler aras ı
kons telasyonlar ın karakter i s t iği olarak görür ve

aktar ımı ‘dolu’
,
‘oyuk’ olarak ayı r ı r .

Laplanche, Freud yorumunu merkeze alarak
bilinçdı ş ı, c insellik, aktar ım ve t ravmanın
zamansallığına dai r ps ikanali t ik düşünceyi
yeniden ele alı rken; SCİ ps ikeye dai r
kavramsallaş t ı rmalar ıyla klas ik ps ikanaliz
kuramc ılar ının öne sürdüğü ödipali teye dayalı

ps ike ve kas t rasyon anks iyetes i yer ine latent-
eş c insellik ps ikes ini, zamandı ş ı imge

i ş leyi ş ini yer leş t i ren bi r üs t okumadı r . SCİ ’ye
göre otoerot izm, doğuş tan i t ibaren var olan
bi r i ç i ş leyi ş t i r , oto-kas t rasyon ile yakından
ili şkilidi r . Oto-kas t rasyon;; metafor ik olarak
geni tal bi r potans iyeli i ş levs izliğe uğratmanın
doyumudur . Baş tan ç ıkarmanın ger çekliği -
fantezilenmes i tar t ı şmas ında ‘endoakt ivi te’
kaynaklı öznel seksüel kurguyu öne süren
SCİ ’den farklı olarak; Laplanche somut
bakımverenin tar ihsel ger çeklikle bağını
beli r s izleş t i r se de ilet t iği enigmat ik mesajlar ı
önceleyerek arzuyu mul t i faktöryel etmenlere
dağı tacak bi r ara formül bulmuş gibidi r .

Endoaktivitenin Arzu Olarak Somutlaştırılması: Anne, Baba

Endoaktivitenin Arzu Olarak Somutlaştırılması: Anne, Baba

Dilara 1
Endoakt ivi tenin Arzu Olarak
Somut laş t ı r ılmas ı: Anne, Baba

Klas ik ps ikanali t ik kuram, geli ş imsel bi r
per spekt i f le oral, anal, ödipal, latent ve geni tal
dönemler bet imlemekte ve bahs i geçen dönemler
zamansallık i çermekte ve ret roakt i f bi r i ş lev
gös termektedi r . Freud'un beli r t t iği "nesne

ili şkiler inin ilk örneğini oluş turan anne memes iyle
olan ili şki" aynı zamanda dür tü doyumunun da ilk
örneğini oluş turur . Freud çocukluk döneminde
öğrenilmeye baş lanan hazzın bedenin tümünü
kapsamadığını, bedenin çeş i t li bölgeler inde kı smi
olarak yaşandığından bahseder . Bu dönemler
otoerot izm olarak ni telendi r ili r . Klas ik ps ikanalize
göre, ilk nesne seç imler i enses t ni teliktedi r . Sal t
seksüel anlama ulaşmayı hedef leyen SCİ ; anne ve
baba kavramının somut bi r nesne üzer inden
yer leş t i r ilmes inin ve dür tünün bedende okunmas ı

yer ine bu kavramlar ın i ç i ş leyi ş aç ı s ından

anlaş ılabileceği ve imge değer ine
ulaş t ı r ılabileceğini düşünmektedi r .

Sal t Cinsel İnşa(SCİ ) üs t okumas ı, ps ike i ş leyi ş inin

zamandı ş ı, mekans ız olduğunu ve klinik

görünümler in bi r aradalık/yan yanalık i çerdiğini
iddia eder . Klas ik ps ikanali t ik kuramda bet imlenen
somut arzu/güdü/aç lık yer ine Sc i endoakt ivi te/ i ç
i ş leyi ş ter imini kullanı r . Başka bi r deyi ş le nesneyi,
anneyi, babayı, egoyu soyut , imge olarak ele aldığı

gibi arzuyu da soyut olarak ele alı r .

Sc i’ye göre tasar ımsal enses t yaratmak i s teyen bi r i ç
dünyamız vardı r . SCİ bu i ş leyi ş in kendi s ini otoerot izm
olarak okur , ki ş inin latent-eş c inselliğini; non-verbal,
bilinc ine get i rmeden, hi s s iyat ının etki s i al t ında
kalarak, arzunun var sanı sal doyumuyla ya da

ili şkiler inde kar ş ı s ındakini arzusunun görünümü olan
kalıba sokarak i ş let t iğini iler i sürmektedi r . Ki ş i
arzusunun görünümü olan ki ş iler i hayat ında inşa
edecek, bulacak veya rüya, gündüz düşü ile

var sanılayacakt ı r . Klas ik ps ikanalizle Sc i aras ındaki
bi r diğer görüş farkı da klas ik ps ikanalizde somut
enses t yasağının, süperegonun ön planda tutulmas ıdı r .
SCİ , dı ş sal yasaklayı c ı ya da kas t re edenden ziyade,

ki ş inin matür seksüel kapas i tes iyle kendi s ine oto-
kas t rasyon uyguladığını öne sürmektedi r . Özet le

endoakt ivi tenin i ş leyi ş görünümler inden bi r i oto-
kas t rasyondur . Dür tünün tam olarak doyuma

ulaşamamas ını oto-kas t rasyon i ş leyi ş i olarak okuyan
Sc i’ye göre endoakt ivi tede, hedefe ulaşmamak hedef t i r
de denebili r . Endoakt ivi te; somut arzu varmı ş ,

nedensellik varmı ş gibi, zaman ve mekanın unsur lar ını
inşa etmek üzere “anne’’
,
“babayı’’ kendi i ç inde
tasar ımsal enses t yapabilmek i ç in inşa eder . Başka bi r
deyi ş le SCİ ’ye göre anne ve baba; analizanın i ç
dünyas ındaki arzunun yans ımalar ı olan metafor ik
imgelerdi r . Bu bağlamda yapılacak ps ikanali t ik çalı şma
tekniğinde; arzu çalı şmas ı, tar ihsel hakikat ın inşas ı ya
da s imgesel çalı şmadan ziyade yarat ılan seksüel
konumlar ı ve bi rbi r iyle ili şkiler i çalı ş t ı rmak ön plana alınacakt ı r .

Tasarlama Arzusu ve Yeniden Sahneleme

Tasarlama Arzusu ve Yeniden Sahneleme

Begüm 1
Tasarlama Arzusu ve Yeniden Sahneleme

Klas ik ps ikanalizde imge; söz önces i,

immatür /olgunlaşmamı ş bi r düzeyde ele alını rken,
SCİ imgeyi; mature yani olgun, doğumdan i t ibaren
var olan ve i ş leyen seksüali tenin yapı taş ı olarak
görür . İnsanın en s ık yapt ığı akt ivi te imgelemekt i r .
Burada öznenin non- verbal soyut lama becer i s i;
zamandı ş ı, geli ş imsel süreç lerden ve mekandan
dolayı s ıyla bakımveren ili şki s inden bağıms ız, sal t
c insellik olarak tar i f edilebilecek bi r i ç i ş leyi ş
s t ilidi r ve ps ikenin zeminini oluş turan bi r kavram
olarak okunmaktadı r . İmgelemenin ürünler i
aras ında; aktar ım, rüya, güncel, öykü, semptom,
anali s t le araya gelen vb. sayılabili r . Dolayı s ıyla
imgeleme yalnızca bi r düşünsel faaliyet değil, aynı
zamanda seksüel bi r i ş leyi ş t i r . Klas ik ps ikanalizde
aktar ım, bi reyin geçmi ş ili şkiler ini anali s t ile
yeniden kurmas ı üzer inden değer lendi r ili rken, SCİ
aktar ımı; analizanın, latent-eş c insel i ş leyen
endoakt ivi tes inin, anali s t i somut laş t ı rarak/arac ı
kılarak, kendi s ine zamandı ş ı imgeleme faaliyet ini
sürdürmek i ç in yaratmak i s tediği güç lü bi r hi s s iyat
olarak okumaktadı r . Metafor ik bi r tasar ımsal
enses t olarak kendi s ini sahnelemek i s teyen i ç
i ş leyi ş te, analizanın sahnelemeler inin al t ındaki
düzlemler aras ı rezonans ı bulunan öznel seksüel

kurguyu görmek önemlidi r .

SCİ kar ş ı aktar ımı, anali s t in endoakt ivi tes i

üzer inden okur ve anali s t in kendi

otops ikanali t ik çalı şmas ını detaylandı racak bi r
alan yaratmas ı tekniği üzer inden çalı şmalar
yapar . Klas ik ps ikanali t ik teknikteki arzu
çalı şmas ı yer ine anali s t endoakt ivi tes ini kendi
otops ikanali t ik alanında çalı ş t ığında odada
somut iki ki ş inin, anali s t ve analizanın var lığı
yer ine sel f-tasar ımı /ego, sel f / sel f-tasar ımı
imgeler i oluş turulmas ı hedef lenecekt i r . Bu
sayede t rans ferans ve gös tergeler inden bi r i olan
semptomat ik görünüm s ını r lanabili r çünkü
analizanın non-verbal endoakt ivi tes i
somut layabileceği bi r ki ş iye ulaşmaktan çok
kendi i ç dünyas ıyla meşgul olmaya baş layabili r .
Burada analizanın verbal olmas ıyla kas tedilen i ç
i ş leyi ş ini kogni t i f olarak bilmes i değildi r ,
ps ikanali t ik deneyime dönüş türmes idi r . Başka
bi r deyi ş le odanın, anali s t in ve analizanın

otops ikanali t ik çalı şma alanlar ına

dönüş türülmes i i ç in anali s t , hem kendi s inin
hem de has tas ının her zaman her yerde olan
otoerot izminin i ş leyi ş s t iller ini okumas ı ve
has tanın egosu/ sel f tasar ımı aras ında rezonans

yapt ı rmas ı önemli olacakt ı r .

Melanie Klein’ı Latent-eşcinsellik Bağlamında Çalışma 23 Kasım 2025

Melanie Klein’ı Latent-eşcinsellik Bağlamında Çalışma Toplantısı

KLEİN AFİŞ

Melanie Klein’ı Latent-eşcinsellik Bağlamında Çalışma Toplantısı

 

Psikanaliz Çalışmaları Derneği'nin Melanie Klein’ı Latent-eşcinsellik Bağlamında Çalışma adlı toplantısı 23 Kasım 2025 tarihinde İELEV Özel İlkokulu ve Ortaokulu Adres: Hobyar Mah. Cemal Nadir Sok. No:17 Fatih/İstanbul adresinde düzenlenecektir. Toplantı alt başlıkları, konuşmacılar ve saatlerine ait bilgiler toplantı afişinde belirtilmektedir. Şimdiden güzel seyirler dileriz.

Katılım ücretsizdir.
Kontenjan sınırlıdır.

“AKTARIMI ÇÖZÜMLEME VE BİTEBİLEN ANALİZ”

“AKTARIMI ÇÖZÜMLEME VE BİTEBİLEN ANALİZ”

Müge 1
“AKTARIMI ÇÖZÜMLEME VE BİTEBİLEN
ANALİZ”

Müge ARSLAN ÇELİK

“Aktar ımı Çözümleme ve Bi tebilen Analiz”

Klas ik ps ikanali t ik kuramda ps ike tasar ı s ı
ödipali te üzer ine kurulmuş tur . Gövdes i zaman
zaman mi tolojiye, fel sefeye, et iğe, biyolojiye,
sosyolojiye, ant ropolojiye dayayan teor ide,
somut luk önemli bi r yer kaplamaktadı r . Ardı ş ık,
peş peşe giden, zaman ve mekanın unsurunda
oluşan/ inşa edilen her şey; semptom, güncel,
t ravma, hikaye, rüya anlat ı s ı vüb. gibi somut luk
oluş turabili r . Sc i insanın en kudret li kapas i tes inin
imgeleme ve hikaye oluş turma kapas i tes i olduğunu

iler i sürmektedi r . Klas ik ps ikanalizdeki

farklılıklar ın matemat iği s i s temi üzer ine kurulmuş
ps ike tahayyülünde o halde, hep somut nesne ve
onunla bağlant ılı somut arzunun kar ş ımıza
ç ıkacağını öngörebili r iz. Sal t Cinsel İnşa i se,
somut luğu/ hikayeyi /nesneyi kı sacas ı has tanın
endoakt ivi tes inin get i rdiği her malzemeyi,
bi rbi r inin rezonans ı olarak kabul etmekte ve
terapöt ik iht iyaç / regresyon i ç in ziyaret edilecek
ama sonras ında ger ide bı rakılacak ara durak olarak
görmektedi r . Latent-eş c insel ps ike tasar ımını
kendi s ine ruhsallık söylemi olarak merkeze alan
Sc i’de zamandı ş ı, tüm düzlemlerde i ş leyen öznel
seksüel kurgu mevcut tur . O halde, her zaman her
yerde tekrar layan öznel s t ilin dı ş ına ç ıkabilmes i
i ç in anali s t in, kendi s ini soyut bi r seksüel imgeye,
has taya ps ikanali t ik deneyim yaşatacak sel f
tasar ımına dönüş türmes i önemlidi r .

Tüm somut luklar ı geç i c i olarak askıya almayı tekli f
eden bu çalı şmada, analizanın endoakt ivi tes i odada
kendi s ini i ş letemeyecekt i r . Çat ı şmalı alanlar
yaratmak, mekan oluş turmanın dolayı s ıyla anali s t i
zamanın bi r unsuru yapmanın bi r yoludur . Freud,
analiz sürec indeki di renç ler in ana baş lıklar ını;
dür tüler in evc illeş t i r ilmes indeki zor luklar ,
kadınlardaki peni s hasedi, erkeklerdeki er il aş ı r ı
telaf i olarak bet imlemi ş t i r . İ s ter biyolojinin

kökensel kayas ı, i s ter ruhsallıktaki

tanımlanamayan, çözümlenemeyen kı s ım ( düş
naveli, Lacan’ın ger çeği, Bion’un O’ su vb. ) ol sun

Sc i kavranamayanın ama hep hi s sedilenin; latent-
eş c insel i ş leyen i ç i ş leyi ş olduğunu iler i

sürmektedi r . Somut olan her şeyi (anne, baba,
,infant , dı ş koşullar...) de i ç dünyayı sansür leyerek,
bilince gelmeden i ş letmeye yarayan unsur lar olarak
görmektedi r . İ ç i ş leyi ş in merkeze alınarak yapılan
ruhsal çalı şmayla, c ins iyet i c insellikten bağıms ız
tutarak, has tayı somut anali s t ten kur tararak ve
ahlakı dı şar ıda bı rakarak sürdürülebili r bi r imge
çalı şmas ıyla, bi tebilen analizler mümkün olacakt ı r .

Anali s te somut lukla temas etmek i s teyen
analizana, somut luk i ç inde kalarak yapılan
terapöt ik etkinlik s ını r lı olacakt ı r . O zaman odada
di renc in, yapılamaz, er i ş ilemez gibi hi s set t i renin;
anali s t in kendi endoakt ivi tes ini askıya almas ıyla,
ruhsal ç ıkar ını doyurmadan imt ina etmes iyle
ili şkili bi r mesele olduğu düşünülebili r .

Arzuyu Yeniden Okumak 25 Haziran 2025

Arzuyu Yeniden Okumak

 

Arzuyu Yeniden Okumak AFİŞPDF"]Arzuyu Yeniden Okumak

Psikanaliz Çalışmaları Derneği'nin Arzuyu Yeniden Okumak adlı toplantısı 25 Haziran 2025 tarihinde Kadıköy Eğitim Sahnesi adresinde düzenlenecektir. Toplantı alt başlıkları, konuşmacılar ve saatlerine ait bilgiler toplantı afişinde belirtilmektedir. Şimdiden güzel seyirler dileriz.

Kadıköy Eğitim Sahnesi

Katılım ücretsizdir.
Kontenjan sınırlıdır.
Caferağa,Moda Caddesi No:
117/1, Kadıköy/İstanbul

Formasyona Başvuru İçin Gerekli Hazırlıklar

Formasyona Başvuru İçin Gerekli Hazırlıklar

Formasyona Başvuru İçin Gerekli Hazırlıklar

 

  • Psikanaliz Çalışmaları Derneği bünyesinde kayıtlı psikanalist adayı olabilmek için, Eğitim Komisyonuna başvurmak ve koşulları yerine getirmek gerekmektedir.
  • Psikanaliz Çalışmaları Derneği hali hazırda üyesi olmasa da Uluslararası Psikanaliz Birliği (IPA)eğitim kriterlerini dikkate alarak geliştirdiği modele göre formasyon vermektedir.
  • Üç ayaklı eğitim modelinin (bireysel psikanaliz, kuramsal eğitim, vakaların süpervizör analist eşliğinde analizleri) yanı sıra bir dergide yayınlanacak kriterlere haiz öznel bir psikanaliz konusunu dernek üyeleri ve alan çalışanlarına duyuru yapılarak sunumunu gerçekleştirdiği seminerler düzenlemek ve kuram eğitmenliği yaparak bu becerinin yeterlilik belgelesi edinmiş olmaları beklenmektedir.

 

Formasyon sürecine başvuru için gerekli olan belgeler

 

1. Psikanaliz Çalışmaları Derneği psikanalistleri aracılığıyla haftada en az 3 (üç) bireysel görüşme yaparak psikanalitik terapi sürecinin en az 1 yılını tamamlamak ve analistinden alınan belge, (bireysel psikanalizin özel ve gizli niteliği muhafaza edilecek biçimde düzenlenmiş)

2. Psikanaliz Çalışmaları Derneği tarafından kuruma öznel  “Psikanalize Giriş” adlı eğitim kitabı içeriğine bağlı kalarak, kesintisiz toplam en az 2 yıllık psikanaliz kuramı eğitimini (sınav ve sunumlarla ölçülmüş ) tamamlamak ve kuram eğitmeni tarafından bu konuda hazırlanmış belgenin alınması,

3. Kuram eğitimin 1. Yılının bitiminden başlayarak öznel bir psikanaliz konusunu dernek üyeleri ve alan çalışanlarına duyuru yapılarak sunumunu gerçekleştirdiği en az bir seminere katılımın sağlanmış olması,

4. Niyet mektubu

5. Geçmişteki psikanaliz okumalarını dökümente eden, başvuran tarafından hazırlanmış belge

6. Uzmanlık diploması, asistanlık belgesi ya da klinik psikolog olduğuna dair belge

7. Kimlik Belgesi

8. CV

Formasyona başvurular 15 Mayıs- 15 Haziran tarihleri arasında kabul edilecektir. Formasyona başvuru kabul edildikten sonra, supervizör analist eşliğinde vaka analizine başlanabilecektir.

Winnicott’da Oyun ve Nesne Kullanımı

Winnicott’da Oyun ve Nesne Kullanımı

Winnicott’da Oyun ve Nesne Kullanımı

Konuşmacı: Mısra Aslı COŞKUN

Moderatör: Müge ARSLAN ÇELİK

Winnicott, bireyin psikoseksüel gelişiminde nesne ilişkisinden nesne kullanımına geçişin
önemli bir aşama olduğunu vurgulamıştır. Winnicott’a göre, bebek, önce kendisiyle annesi
arasında bir ayrım yapamaz ve annenin işlevi bebeğin gelişiminde belirleyicidir. Başka bir
deyişle bebek, yeterince iyi bir çevre sağlandığında ve annenin yeterince iyi bir şekilde
bebeğin ihtiyaçlarına yanıt vermesiyle gelişmektedir. Bebeğin büyüdüğü süreçte, geçiş
nesneleri bebeğin içsel dünyası ile dış gerçeklik arasında bir köprü kurmasına olanak sağlar ve
yaratıcılığın gelişmesinde önemli bir yer tutar. Winnicott’a göre, çocuğun sağlıklı gelişimi
için "potansiyel alan" söz konusudur. Bu alan, oyunun oynandığı, yaratıcılığın ifade edildiği
ve içsel çatışmaların işlenebildiği bir alandır. Bunun aracılığıyla çocuk, gerçekliği tanıyacak,

fantazik olanla nesnel olanı ayırt edebilecektir. Oyun, Winnicott’a göre, yalnızca çocukların
eğlencesi değil, aynı zamanda onların duygusal gelişimlerinin ve kendilik duygularının
inşasında kritik bir araçtır. Gelişimsel perspektiften ilerleyen bu kuram, çocuğun
psikoseksüelitesini annenin yeterliliği/yetersizliği gibi bir sosyolojik konum üzerinden
açıklamaktadır. Bu nedenle metinde; psikoseksüelitenin gelişimsellik basamaklarıyla ele
alınmasından ve “oyun’’ aracılığı ile anne ya da baba ile özdeşimlerden ziyade, “oyun’’un Salt
Cinsel İnşa üst okumasıyla matür seksüel kapasitenin bir tasarımsal ensesti sahnelemesi
olduğu yani bilinçdışının görünümü olduğu tartışılmıştır. Buna ek olarak, Winnicott’ın
oynamayı fantazik olanla dış gerçeklik ayrımı üzerinden açıklaması, Salt Cinsel İnşa’ya göre,
zaman-dışılık ve latent-eşcinsel işleyen endoaktivite bağlamında ele alınmıştır.

Kleinyen Psikanalitik Oyun Tekniği ve Nesne ilişkileri

Kleinyen Psikanalitik Oyun Tekniği ve Nesne ilişkileri

Kleinyen Psikanalitik Oyun Tekniği ve Nesne ilişkileri

Konuşmacı: Begüm ŞENGÜL

Moderatör: Hazal ÇELİK

Çocuk analizinin başlangıcı 1930’lara dayanır. Sigmund Freud’un “Küçük Hans” vakası ile
çalışmaları psikanalitik yöntemlerin küçük çocuklara da uygulanabilirliğine dair ipuçları
vermiştir. Erişkinlerde keşfedilmiş yıllar içinde sorgulanmış olan içgüdüsel çocukluk eğiliminin
varlığını göstermiştir. Çocuk analizinde yıllar içinde yapılan çalışmalar sonucunda bazı
yöntemler öne çıkmıştır. Bunlardan biri Melanie Klein’ın geliştirdiği çocuklarla oyun
tekniğindir. S. Freud’un bilinçdışını anlamak için rüyaları kullanması gibi, o da çocukların
oyunlarında ortaya çıkan fantazileri fark edip yorumlayarak oyun terapisinin temellerini atar.
Bu yazıda hem Klein’ın oyun tekniğini incelemek hem de nesne ilişkileri kuramını bu teknik
üzerinden gözden geçirmek amaçlanmıştır. Erişkin ile yapılan analizin çocuk ile yapılanla
teknik benzerlikleri üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Oyun kavramının psikanalizindeki
yerinin tespiti ve Salt Cinsel İnşa okuması ile tıpkı bilinçdışının bir görünümü olan erişkinin
rüyası gibi görülebileceği üzerine durulmuştur.