Projektif İdentifikasyon ve Seksüeliteyi Tasarlama
Projektif İdentifikasyon ve Seksüeliteyi Tasarlama
Irmak Zeynep Erseven, Gülşen Teksin
Melanie Klein, Freud’un bahsettiği “fort-da” oyunundan yola çıkarak çocuk psikanalizinde
gelişimin ilk dönemlerine paranoid-şizoid konumu ve depresif konumu ekler. Bebek bu dönemlerde
içinde taşıyamadığı doğuştan gelen saldırganlığını memeye yansıtırken memenin misilleme
yapacağı fantezisiyle memeyi zulmedici bir nesne olarak hisseder. Bu sebeple infant kötü memenin
saldırısından korunmak için onu bilinçdışında böler ve iyi memeyi korumaya çalışır. Bu noktada
projektif identifikasyon, bölmeden farklı olarak sadece nesneye bir parçanın yansıtılması değil; aynı
zamanda bu parçanın o nesne içinde yerleşmesi, onu dönüştürmesi, sonra tekrar içe alınmasıyla
işler. Klein’ın deyimiyle projektif identifikasyon yalnızca bir savunma değil, aynı zamanda
nesneyle kurulan simbiyotik bir ilişki biçimidir. Bu ilişki çerçevesinde birey, içindeki tahammül
edilemeyen parçaları dış dünyaya atarak bu parçaları hem kontrol altında tutmaya çalışır hem de bu
parçalarla başa çıkmak için nesneyi işlevselleştirir. Bebek bir yandan bu nesneden kaçınırken, bir
yandan da onu yüceltir. Öte yandan nesnenin içini sömürüp boşaltarak bedensel artıklarıyla
doldurup bozduğu fantezisiyle suçluluk duyar ve nesneyi eski haline döndürmek adına onarımı
fanteziler.
Klein düşlemin doğuştan var olduğunu ve onu dürtüsel yatırımın zihinsel eşlikçisi olduğunu söyler.
Düşlem benliğin işlevidir ve gerçeklikle deneyimsel olarak hiçbir farklılık içermez. Söz gelimi
uykuya dalma halindeki bir bebeğin tatmin olmuş şekilde ağzıyla kendi kendine çıkardığı sesleri ve
meme emme hareketini yapmasını ele aldığımızda bebeğin düşleminde süt vereni içine kattığı veya
gerçekten meme emiyor gibi hissedebildiği ve meme emdiğinde hissedeceği doyumu varsanıladığı
söylenebilir. Diğer yandan bebek içsel veya dışsal kaynaklı bir huzursuzlukla ağzındaki memenin
yokluğunu hissettiği bir anda klasik psikanalitik anlamda gerçekliğin hoşnutsuzluğuyla oluşan
zulmedici nesne karşısında düşlemle savunmalar işleterek içsel yeniden düzenlenme sürecini
başlatır. Salt cinsel inşa üst okuması ise nesnenin niteliği yerine imgeleme yetkinliğinden ve
imgelerin öznel niteliklerinin psikedeki belirleyiciliğinden bahseder. Klein’ın projektif
identifikasyon kavramıyla birlikte ele alındığında, doyuran memenin de misilleme yapan memenin
de fantazik ve iç işleyişe ait bir imge olduğu söylenebilir. Bunun paralelinde analiz odasında
projektif identifikasyon kavramı analizan ve analist arasındaki aktarım ilişkisinin belirleyicisidir.
Analizan, bebeğin memeye yaptığı gibi bir yandan projeksiyonlarıyla analiste şekil verirken diğer
yandan en bildik doyum alma şeklini yeniden sahneleme (enactment) girişimindedir. Analist karşı-
aktarımıyla bu sahnenin non-verbal kalmasına eşlik ettiği müddetçe iki taraf için de bilinçdışının
görünümleriyle yaşantılanabilecek olan arzunun varsanısal doyurumu bu kez bebek-anne ikilisinde
olana benzer şekilde analizan ve analist arasındaki yeniden sahnelenme ile gerçekleşir.
SCİ üst okuması klasik psikanalizle devamlılık içinde olan Klein’ın düşlemin savunma ve klinik
görünümleriyle özellikle oral anlamda işlevselliğine katılırken; gerçeklikten koparan, çarpık ve
yetersiz bir yaratım olduğu düşüncesinden ayrışır. Tersine bir okuma ile somutluğunu yaratmak
üzere öznel seksüel kurgusunun göstereni olduğunu ileri sürer. Salt cinsel inşa yaklaşımı psikenin
bu işleyiş biçimini “iç işleyiş” (“endoaktivite”) şeklinde adlandırır. Analizan zamandışı, mekansız
bir iç tasarımla kesintili, yetersiz bakım veren ebeveyn varmış gibi hissetme yolu olan maternal
non-kapasite imgesini, kesintinin faili gibi görünen fallik imgeyi ve bu iki imgeye en iyi eşlik
edecek ben imgesini tasarlar. Oral, anal, ödipal klinik görünümler üzeri örtülmüş oral trajediyi
hissedebilmek için; Klein’e göre nesne ilişkileri bağlamında oral sadizm, haset, projektif
identifikasyon ve ilişkili savunmalar, görünümler işlevlenirken; Sci üst okuması açısından ise
tasarımsal ensest stili ile imgeleyebilmek ve sahnelemek üzere atılan false-ödipal adımlarla latent-
eşcinsel kurguya ulaştıracak otokastratasyon düzenekleri harekete geçirilir. Sözü edilen bu oral
dünya tasavvuru, Klein’in ve Sci üst okumasının kavram ve formülasyonlarıyla Richard vakası
üzerinden karşılaştırmalı ele alınmıştır. Bu vakada Klein, Richard’ın “içinde penis bulunan meme”
fantezisiyle uyumlu şekilde ve tahrip edilen memenin misillemesi fantezisi paralelinde iğdiş edilme
korkusuyla babanın penisinden korkup cinsel arzularını bastırarak nevroz geliştirdiğini belirtir. SCİ
üst okuması ise vakaya belirleyiciliği vurgulanan iç ve dış gerçeklik somutlamasından azade şekilde
her halükârda ya eksik ya da fazla ayartıcı hissedilecek ve “içinde penis bulunan meme” fantezisine
yakın düşen “fallik imgenin uzantısı” bir meme tasarlanması üzerinden yaklaşır.