Erken Oral Dönem ve Ben İmgesi

İrem İlhan Yükrük ,  Müge Arslan Çelik

Psikoseksüel inşa zaman ve mekandan bağımsız işleyen non- verbal bir imge çalışmasıdır. Klasik psikanalizde kadim bir gelenekten gelen, intakt bir meme bebek ilişkisinden bahsedilir. Meme doğası gereği irreguler, yani kesintilidir; tıpkı meme içeriğinin sonsuz olmayışı, sütün sınırlı oluşu gibi. Dolayısıyla memenin bu işlevi bebek tarafından fallik imge olarak algılanır. Baba hep oradadır, ruhsal inşanın eksiksiz gerçekleştiği yerde. İnfant, imgelediği babaya cinsel yanıt verecek ben kapasitesindedir. Ruhsal işleyiş non-verbaldir.

...

Kesintili memeye reaksiyon vererek ağlayan bebek, ağlama becerisi ile dili keşfeder. Burada dil dediğimiz non-verbaldir. Bu aşamada, yani ilk andan beri ağlama, dil geliştirme, fallik imgelem becerilerinin tümü ben imgesidir, doğar doğmaz başlar.

...

Oral simbiyotik dönemde fallik imgenin göz ardı edilmiş olduğu fark edildiğinde; Freud’un ilişkili, fakat birbiriyle ayrı gelişen üç psikoseksüel süreç önermesi, oral dönemin içinde sayılabilecek üç aşama olarak yeniden formüle edilebilir ve bu sayede başka bir psikanalitik okuma yapılabilir. Böyle bir bakış psikoseksüel yapı modelinin barındırdığı hiyerarşinin sağladığı kısıtlılığı ortadan kaldırır. Psikoseksüel sürecin ardışık olmadığı, iç içe geçtiği, en önemlisi üç aşamanın temellerinin aynı anda atıldığı ve cinsel işlev açısından fallik becerinin kaotik kapasitesinin enginliğinin göz önüne serilmesi kolaylaşır. (Coşkun, Çelik, 2021)

Fallik imgenin aracı olarak kullanılarak psikoseksüel inşanın yapılmasında protez kavramı öne çıkmaktadır. Protez-ben imgesi ise nesne ilişkilerinde öznesinin cinsel işlevini üstlenebilir. Psikoseksüel bir işlev kazanan protez-ben, sahneden çekilen öznenin/ bebeğin somut varoluşunu sorunlu hale getirir.

Schreber vakasında oral simbiyotik dönemde fallik imgenin göz ardı edildiğini fark ettiğimizde; babanın oral dönemde psikoseksüel ilişkiye dahil olduğu, anne ve bebeğin babanın talebi sayesinde kendisine eşlik edebilecek bir cinsel form kazandığı açıkça görülebilir. Schreber olgusunun bebeği kucağındayken annenin arkasında duran babanın oluşturduğu sahne bize ilk bakışta bile kolaylıkla fallik imgenin simbiyotik dönemde cinsel rol edinebildiğini söylemektedir.

Bilinçdışının Görünümleri

Müge Arslan Çelik

Özet

Psikanaliz geniş bir metinle, sürekli genişlemeye açık bir şekilde insan varoluşunu açıklamaya en yetkin alanlardandır.

Psikoseksüaliteyi varoluşu olarak açıkladığımızda;  geniş gövdeli bir metin evrenine sırtımızı dayamış oluruz. Varoluş açıklamasını psikoseksüalite üzerinden yapabilmek çok önemlidir. İnsanın en önemli işleyişi seksüalitesidir.

Seksüel inşa; oral, anal, fallik cinsel görünümlerinin tümüyle zaman/mekan bağı kurmaksızın kendini yaratabilme kapasitesidir. O düşlemin kendisi, imge gibi zamansız ve mekansızdır. An derken aslında zamanı aşmış olmaktan bahsederiz.

Her türlü görünüm seksüeldir. Yemek yemek, içmek, konuşmak, bebeğin meme emmesi gibi oral seksüalite örnekleri verilebilir. Konuşmak görünüm olarak ağız içinde meme başı yaratmak gibi hem oral bir şey hem çok becerikli bir konuşmada olabileceği gibi  fallik bir eylem hem de duyguyu izole edebilmek için anal bir eylem olabilir.

Yaşamın ilk yıllarında hangi seksüel taleplere maruz kaldığımızdan daha önemlisi cinsel kapasitemizin imgesel yaratıcılığıdır. İnfant psikoseksüel bir ilişkiye doğar ve  öznellik kazanır.Her ilişkinin onu öznel kılacak dinamik etmenleri, yan yana gelişleri vardır.

Dilin ayna işlevi açısından görevi vardır. Dil psikoseküeldir, örtmeyi başaramaz. Tam da soyunmuşluk, çıplaklık halidir. Aynı duyguyu anlatan bir sürü kelime arasından hangisi ile karşılaşacağımız önemlidir. Dil'i non-verbal işleyişin görünümü olarak düşünmek önemlidir. Cinsellik, yani insan en çok dilde yansır, ancak aynadaki görüntüsü gibi öznelliği dışında kendini göremez. Dil; seksüalitenin tüm güzergahlarını ziyaret etme becerisine sahiptir ve seksüalitenin bastırılması için bir aşama oluşturmuştur. Bilinç dilsidir, imge ile çalışır, sebep sonuç ilişkisinden uzak, nedensellikten uzaktır. Bilinçdışı dili aracı kılar.

Sound da bilinçdışının bir görünümüdür. Sound; anlamı ve sesi de kapsar. Hasta bir şey vurgulayarak konuşacak ve terapiste anlam dayatmaya çalışacaktır. Melodi, tek başına ses değildir. İmge dil ile vücut bulurken sound, imgenin yaratılmasına, anlam kazanmasına katkı sağlar. Sound da imge gibi soyut cinsel işleyiştir, hasta bizi dinlerken kelimelerden çok soundun etkisindedir.

Hasta konuşarak bir şey inşa eder. Anlattığı şey yarı formda bir imgeye dönüşür. Sanki bir dil becerisine sahipmiş gibi konuşur aslında dilin becerisi hastadan bağımsızlaşmıştır onu model dille sınırlar o da semptomatiktir. Hasta bir şeyi görünür gibi olacak bir yere götürdüğünü sanar.

Boş meme, fallik imge şeklinde imgelediğimizde, sanki onu görecekmiş gibi konuşur ama bir türlü göremez biz ona seems like deriz. O hastaya ait değil dile ait bir beceridir bu da bilinçdışının görünmüdür. Seksüel kapasitesindenki nonverballik maternal  non-kapasitedir.

Rüya hatırlamanın bir yoludur. Anı olarak çağrılamayan rüya olarak gelebilir. Rüyalar da non verbal, biçim kazanmamış cinsel görünümdür.Rüyalar aracılığı ile terapist/self-taslağı kendi terapötik/cinsel konumunu gözlemleyebilir.  Rüyalar terapstin imgelenmesi için, analizan tarafından terapistin cinsel yerleştirilmesi ve bilincin/selfin oluşturulması için vardır. Rüyalar imge çalışmasının en kaliteli cinsel biçimidir. Bilinçdışına giden kraliyet yolundan farklı olarak rüyalarla cinsel yeniden sahnelenme diğer deyişle primal sahne oluşur. Rüyaları sadece geçmişe yönelik değil geleceğe, yönelik de düşünülmeli. Analist hastaya hangi rüyayı, neyi göreceğini aşağı yukarı söyler.

Terapist İmgesi ve Çerçeve

Hazal Çelik

Özet:

Psikanalitik çerçeve basitçe analizanla analist arasındaki terapötik ilişkinin sınırlarını belirleyen, bu ilişkinin kapsanmasını ve sürdürülmesini sağlayan tutum, davranış ve kurallar bütünü olarak tarif edilebilir. Çerçeveyi en geniş anlamda analitik ilişkinin sınırlarından daha çok tarafların psikoseksüel pozisyonlarını anlamaya çalışan, terapötik ilişkinin dışında da, kuramı, teorisi ve pratiğiyle birlikte, metinlerarası ilişkiye hem örnek olabilecek, hem de adı geçen ilişkilere simetriye edebilecek bir model gibi de düşünebiliriz.
….

Tüm konuşma boyunca çerçeve ve terapist imgesi farklı anlamlarda birbirlerinin yerine geçebilirler. Çerçeve daha en baştan terapinin sonlanacağına (tamamlandığına) dair sözleşmesini de kurar. Tamamlanmanın yolları ve işleyişinin sırlarını da açık ede ede ilerler. Çerçeve aynı zamanda terapisti bir imge olarak sınırlayacak bir sözleşmeyi de kuracak biçimde başlar. Analist, hastanın self-taslağı olarak yer aldığını da söylemiş olur. Analizanın neyi çalışacağını belirlerken, analistin de neleri çalıştıracağını belirlemiş olur.

….

Psikanalitik çerçeve sadece hastayı sınırlandıran değil, bilinçdışının görünümlerini aşan bir şeyi daha hedefler. Selfin oluşmasını sağlayan bir sistematiğin imgelerine dönüşmüş olmayı hedefler.

….

Hastanın en ilkel ruhsal çalışması da ancak bilinçdışı talebinin (semptom/dil gibi) görünür hale gelebilmesi ile mümkündür. Analist aslında geçici bir süreliğine ve gerektiği müddetçe hastanın bilinçdışını temsil eden olmayı kabul etmiş kişidir. Hastanın bilinçdışı talebinin hasta tarafından tanınabilmesi için bir geçirgenlik gerekir. Geçirgenlikten kasıt, o talebin gerçekleşmesinin aksine iletilebilmesine olanak tanıyan bir nesne olarak durabilmeyi becermektir. Anonim analisten öte terapist imgesi ya da diğer deyişle self-taslağı buna imkan tanır. Çerçeve ise hastanın geçirgenliğinin ardında başka bir öznellik daha sezmesine olanak tanır. Oradaki imge şöyle düşünülebilir; "bir parçan gibi dursam da, aslında ayrıyız, senin çalışabilmen için bir süre/bazen bir bütünmüşüz gibi durmaya devam ediyorum.”u sezdirir.