Kurumsal Psikanaliz Pratiği
Psikanaliz, ruh hastalıkları kurumları tarafından alanın sorunlarını çözmede etkin bir müdahale yöntemi olarak öncelikli bir yer edinememiş, genellikle teorik bir başlık olarak ele alınmıştır. Ruhsal hastalıklar biyolojik nedenlerle oluşan, hem tıbbi hiyerarşide hem de toplum sağlığı politikalarında gereğinden fazla yer kaplayan kronik bir sorun olarak görülmüş ve alanın kurumsal inşaası bu bakışa göre oluşturulmuştur. Psikanaliz, kuramı ve bir teknik olarak müdahale yönteminin eğitimiyse psikanaliz dernekleri tarafından karşılanmaktadır. Bu konuda çalışmalar yapmak için ilk olarak 2001 yılında İstanbul Psikanaliz Derneği ve 2003 yılında da İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği kurulmuştur. Bu iki ana kurum dışında Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği, Psikanaliz Araştırmaları Derneği, Psikanalitik Psikoterapiler Derneği, Anadolu Psikanalitik Terapiler Derneği kurulmuş, ayrıca isme atıf yapılmış psikanaliz vakıfları ve grupları da vardır.
Gelinen tarihsel bu aşamada psikanaliz kuramı, pratiği ve kurumları özeleştiri yapmak durumundadır. Alanın sorunlarını çözmede alınan mesafe, hedefler ve tespitler değerlendirilerek meselenin yeniden ele alınması önemlidir. Psikanaliz eğitimi ve psikanalitik tedaviye ulaşmanın zorlukları artarak devam etmektedir. Psikanalitik tedavi hizmeti veren kurumlar özel statüde iktisadi yapılardır. Psikanaliz eğitiminin en önemli sorunu değildir, ama ücretli olması göz ardı edilmemelidir. Kamunun psikanaliz eğitimini desteklemesi yönünde politikalar üretmek psikanaliz eğitimi veren kurumların sorumluluğu olmalıdır.
Psikanaliz Çalışmaları Derneği kendini, psikanaliz kurumları ve teorisi içinde bir iç eleştiri olarak düşünmektedir. Psikanaliz Çalışmaları Derneği faaliyetlerine Nisan 2018 yılında Psikanaliz Çalışmaları Grubu olarak başlamıştır. "Salt Cinsel İnşa" olarak adlandırdığı psikanaliz okumasının klinik ve teorik hatlarını oluşturmak için yola çıkmıştır. Psikanalizin 'simetrizasyon' mantığı yerine 'zamandışılığı' , ödipal psişe yerine 'latent-eşcinsellik' psişesini, çağrışım/divan psikanalitik çalışması yerine de 'self-tasarımı' tekniği olmak üzere 3 temel kavram geliştirmiştir.
Psikanaliz Çalışmaları Derneği, bünyesinde barındırdığı psikiyatrist ve klinik psikologların psikanaliz kuramına ilişkin başlattıkları teorik çalışmaların, 6 yıl sonunda bir bilgi birikimi ve üretimi deneyimine ulaşmasıyla dernek statüsüne geçmiştir. Derneğin misyonu psikanaliz eğitiminin, kuramının ve tedavi tekniğinin gelişmesine katkıda bulunmaktır. Eğitimin formal bir zemine oturtturulması amaçlanmaktadır. Psikanalist olmanın üc sac ayağını oluşturan analizden geçme, teorik eğitim ve süpervizyonun dışında analist adayının süpervizyon eşliğinde eğitim vermesi, süpervizyon vermesi, düzenlenen mutat psikanaliz seminerlerinde süpervizör, koordinatör gibi görevler alarak sürecini tamamlaması beklenmektedir. Psikanaliz Çalışmaları Derneği bağımsız statüde kalmayı tercih etmiştir.
Psikanalizin bir sorunu olarak: Yetkilendirilme/Akreditasyo
Psikanaliz pratiği ve teorisi akademi ve medikal kuramlar içersinde kısmen yer bulmuş olmasının yanı sıra sunduğu hizmetler büyük oranda sosyal güvenlik sistemleri kapsamı dışındadır. Sağlık hizmeti büyük oranda muayenehaneler, danışma merkezi yapısında örgütlenmiş, sadece mali açıdan denetlenebilir özel iktisadi kuruluşlar statüsündedir. Akreditasyon esas olarak bu iki ana meselenin bir çözümü olarak devreye girmiş ve geliştirilmeye başlamıştır. Sistem dışına itilen psikanaliz, kuram bilgisinin standardizasyonu, denetlenebilirliği, kurumlaşarak akademik, ekonomik sistemlere entegre edilmesi politikalarını hukuken dernek statüsünde kurumlar üstlenmiştir. Yukarda sayılan ana meseleler psikanalizin sorunudur.
Psikanaliz kuramının hipotetik yapısından kaynaklanan bilimsellik iddiasının geçerliliğinin sağlanamamış olması durumu psikanalizin bir diğer sorunudur. Psikanaliz içerisinde başlıca S.Freud, J.Lacan ve bazı diğer diye adlandırılabilecek ‘teorik yaklaşım farklılıkları’ da psikanalizin sorunları listesine eklenmiş görünmektedir. Kuramının hipotetik yapısı ve teorik yaklaşım farklılıkları ‘teori bilgisinin standardizasyon’ sorununun ele alınmasını henüz yola çıkılamadan daha da karmaşık hale getirmiştir. Yaklaşım farklılıklarına göre Lacan’cı, Freud’cu psikanaliz başta olmak üzere çok sayıda birçok dernek merkezi statü edinerek regülasyonlar belirlemiş ve yetkilendirme (akreditasyon) çalışmaları sürdürmektedir. Bunun yanında ülkemizde ve yurtdışında yetkilendirilmemiş psikanaliz dernekleri, yetkilendirilmemiş psikiyatr ve klinik psikologlar klinik, teorik ve toplumsal psikanaliz çalışmaları sürdürmektedir. Tasvir edilen tablonun iç içe girmiş hukukilik, meşruluk, cari konumlarının anlaşılması için örnekler üzerinden ilerlenebilir. Örneğin, önemli bir hacimde akredite edilmemiş psikiyatrın ve klinik psikoloğun, akademik eğitimlerinin bir aşamasında edindikleri kısmi psikoterapi bilgilerini analize giderek, süpervizyon alarak ya da kişisel/örgütlü akredite edilmemiş teorik çalışmalar yaparak pratiklerinin bir kısmına “yetkilendirilmemiş psikanalitik bir yaklaşımla” biçim veriyor olması meşru mudur, hukuki midir ? Zaten cari olan bu durumu düşünerek sarih, etik bir kavrama zemini sağlanabilir.
Akreditasyon meselesi güncel olarak çözüm için geliştirildiği çıkış noktasından çok uzaktadır. Bilginin denetim altına alınması, kuram/kurum koruyuculuğu ve ayrıcalıklı statü edinmeye çoktan yol almıştır. Zaten çok az sayıda psikanaliz gönüllüsü dernek ve alan çalışanı, akredite olmayanlarla olanlar, hatta akredite olanlar da kendi aralarında çatışmalar yaşamaktadır. Psikanaliz dernekleri benzer hukuki dayanağa sahip olmasına karşın, akredite dernekler “meşru”luklarının sağladığı avantajları kullanarak -bilmiyorlar, eksik ve yanlış anlamışlar, uyduruyorlar, zaten bilinenleri söylüyorlar, yetkilendirilmemişler, gibi ve daha da ağırlarıyla- akredite olmayan dernekleri hem kurumsal hem de üyelerini teker teker prestij ve itibar zedelenmesine uğratıyorlar. Meslek içi, meslektaş arası ve kurumsal olarak bir tür tecrite maruz bırakıyorlar. Hiç beklenmedik biçimde onların kurdukları ilişkileri hastaları aleyhine bozguna uğratıyorlar. Psikanaliz savunuculuğu, dernek koruyuculuğu bu olamaz. Hukuki dayanağı olmayan, fakat ‘yetkilendirilmekten gelen meşruluk’ avantajlarıyla gerçekten hukuki, fakat yetkilendirilmemiş bir derneği ve meslek erbabının işini acımasızca bitirebilir görünüyorlar. Bu örnekte olduğu gibi hukukilik değil, şaşırtıcı biçimde yetkilendirmeden gelen meşruluk zeminidir yıkıcı olan. Yetkilendirme/Akreditasyon imtiyaz alanı oluşturmanın tehlikeli gerekçesidir. Görünen o ki yetkilendirilme/akreditasyon psikanalizin çözümü değil, psikanalizin önemli bir sorunudur.
Sonuç:
Doğrusunun zaten bu olabileceği akla getirilerek;
- Psikanaliz kuramının hipotetik öznelliği korkusuzca savunulmalıdır. Uzun yılların, zorlu maddi, manevi çalışmaların kişiselliği gerekçe edilerek bilginin sahiplenilmeye, kurumların savunulmasına, kurumlar arası herhangi bir denetime kalkışmaya hiç gerek yoktur. Klinisyenlerin hata yapmalarını sınırlayacak mesleki görüşmenin haddinden fazla tıbbi, hukuki, etik, deontolojik çerçevesi zaten var. Tıbbi bilimselliğe, mesleki etiğe, demokrasiye, hele de psikanalize sonuna kadar güvenelim ki o kendini korusun, gelişsin.
- İktisadi konum psikanalizin değişen kuramının kılavuzluğuyla görüşmenin psikanalitik çerçevesiyle mutlaka ilişkilendirilmeli yeni bir etik söylem mutlaka geliştirilmelidir. İktisadi meselenin çözümü de bizatihi kuramın sorunlu teorik yapısında aranmalıdır. Sosyal güvenlik kapsamına eklenmesi meselesi önemlidir. Temelde meslek örgütü olmadığı için sadece psikanaliz dernekleri değil, meslek odaları, psikiyatri dernekleri, sendikalar, siyasal yapılarla birlikte çalışılmalıdır.
- Psikanaliz akademide değil, tam da hukuki zemini dernek benzeri bağımsız, demokratik yapılarda sürdürülmelidir. Yetkilendirilme girişimleri farkında olmadan sisteme yamanma, uzlaşma, otoriterleşmeye evrilmiş merkezi imtiyaz alanı yaratma çabası haline gelmiştir. Zira belki de bu sebeple çok daha fazla psikanaliz derneği kurulacağı ortadadır.
Psikanaliz Çalışmaları Derneği kendini, psikanaliz kurumları ve teorisi içinde bir iç eleştiri olarak düşünmektedir. Psikoseksüel inşaanın kompleks ve bir arada yapısı üzerinden bir üst okuma (süperimpoze) geliştirmeyi ana hedef olarak belirlemiştir. Psikoseksüalite terimini, zaman/mekan bağlamını, beden ve sosyolojik temaslarını/kısıtlılıklarını dışarda tutan psikanaliz okumasının adı olarak “Salt Cinsel İnşa / Pure Sexual Construction” olarak benimsemiştir. İmgesel bir seksüelite hipotezi kurmanın önemi üzerinde durulmuştur. Transferansın sağladığı terapötik avantajın önemi büyük olsa da, hastanın aktarımını çalışması zaman almakta belki de bir türlü tamamlanamamaktadır. Dinamik, hikayeye dayanan analitik çalışmanın aksine, imge ve kurgu denklemi tasarımına dayalı bir yöntem olan Salt Cinsel inşa hipotezinde hastanın oto-psikanalitik çalışma becerisi edinerek terapinin tamamlanması hedeflenmiştir.
Klasik psikanalizin ödipal denklem üzerinden psişe tasarımını üst okuma ile yeniden kurgulayan Psikanaliz Çalışmaları Derneği latent- eşcinsellik üzerinden bir psişe tahayyülü tanımlamaktadır. Kliniğin latent-eşcinsellik tasarımı ile formülasyonu sayesinde psikoseksüalitenin kurucu dinamik/ ödipal inşası, hikayenin öznelliği, güdü, süper-ego gibi temel kavramlar yeniden ele alınmış, zamandışı, self-tasarımı gibi yeni kavramlar çalışma odağı haline getirilmiştir.
Psikanaliz Çalışmaları Derneği halihazırda herhangi bir uluslararası dernek ya da ekol tarafından akredite değildir. Klinik deneyim edindirme süreci alan çalışanlarıyla sınırlıdır. Formasyon kazandırma süreci bireysel analiz, süpervizyon ve teorik eğitimler çerçevesiyle yürütülmektedir. Bir başka dernek ya da ekol tarafından analist belgesi edinmiş üyeler, tüzükle uyumlu ve eğitim komisyonu tarafından belirlenen regülasyonlarla öznel formasyona tabidir.
Psikanaliz Çalışmaları Derneği Tarihi
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi kökenli bir grup psikiyatri uzmanı psikanaliz eğitimi, kuramının hipotetik yapısı ve pratiğinin içerdiği zorlukları bir çalışma zemini olarak kabul etti. Bu tespitleri çalışma planı oluşturma ve hedefleri belirlemede rehber edindi. Nisan 2018 tarihinde Psikanaliz Çalışmaları Grubu adıyla bir araya gelerek çalışmalara başlama kararı aldı. 4 yılı aşan bir süre boyunca Kartaltepe mahallesi Ahu sokak Hisar Apartmanı 5/2 Bakırköy/ İstanbul adresinde kuram eğitimi ve bir araya gelmeyi zorunlu kılan ‘psikanaliz sorunu’ üzerine tartışmalar yapmak amacıyla düzenli toplantılara başladı. 2018 yılı itibariyle kuram eğitim çalışmaları Hazal Çelik, Orkun Yontar, İrem İlhan Yükrük, Ahmet Coşkun, Müge Arslan Çelik ve nostaljik değeri olan bazı isimlerle başladı. Grup bir yandan da klasik yaklaşımdan farklı bir üst okuma niteliğindeki psikanaliz kuramı toplantılarını özellikle Hazal Çelik, Ahmet Coşkun ve Müge Arslan Çelik’le sürdürmekteydi. Yol haritasının belirli hale gelmeye başladığı süreçte "neden yeni bir psikanaliz yaklaşımı ve kurumuna" ihtiyaç duyulduğu sorusunu bir iddiaya dönüştüren kurucu isimler Hazal Çelik, Ahmet Coşkun ve Müge Arslan Çelik olarak öne çıkmış oldu. Farklı üst okuma çabalarına tereddütlü katılarak belirli bir süre geçiren ya da bu düzeydeki faaliyeti hiç üstlenemeyeceğini belirten bazı isimler doğal olarak çalışmalardan ayrılmış oldu. Bu yeni üst okumaya ait teorik çalışmalar halen devam etmektedir. Kurucu üyelerimiz, kuram eğitimleri yanı sıra bireysel psikanalitik çalışmalarını, var olan diğer psikanaliz derneklerinin analistleriyle tamamlamayı ve ‘analitik çalışma’ adı verdiğimiz ek birebir görüşmeleri de sürdürdüler.Psikanaliz Çalışma Grubu faaliyetlerini 16 Eylül 2022 tarihinden itibaren Psikanaliz Çalışmaları Derneği olarak yürütme kararı aldı.
Kurucu üyemiz Dr. Ahmet Coşkun, 5 Kasım 2023 tarihinden itibaren 6 yıldır devam ettirdiği kurumsal faaliyetlerdeki misyonunu tamamlayarak, aktif sorumluluklarını analist meslektaşları Dr. Hazal Çelik ve Dr. Müge Arslan Çelik'e devretmiştir. Duygusal bağı dernek üyeliğiyle sınırlandırılmış olarak sürmektedir. Eğitim koordinatörlüğüne Dr.Müge Arslan Çelik getirilmiştir. Psikanaliz Çalışmaları Derneği kuruluş aşamasının resmi başvuru adresinden taşınarak 15 Aralık 2023 tarihinden itibaren kurumsal faaliyetlerini Rasimpaşa mahallesi, Yeldeğirmeni sokak, Füruzan Apartmanı 36/3 sürdürmektedir.
Psikanaliz Çalışmaları Derneği 2018’de başlattığı çalışma geleneğini 16 psikiyatri uzmanı, 4 psikiyatri asistanı 8 eğitimini sürdüren psikolog/klinik psikolog, 1 aile hekimi, 1 pratisyen, klinik eğitimi angajmanı geliştiren 1 Diş hekimi, klinik eğitimi angajmanı geliştiren 1 sosyolog/felsefeci ile sürdürmektedir. Son 6 yıldır, 2 birinci yıl, ikinci, üçüncü, dördüncü ve ayrıca Salt Cinsel İnşa psikanaliz okumasının teknik eğitimi olan self-tasarımı dersleriyle 5 ayrı sınıfta teorik eğitimler sürmektedir. Formasyon sürecindeki analistler teorik eğitimlerinin yanı sıra bireysel analizleri ve süpervizyonlarını (farklı yerli ve yabancı kurumsal ilişkilerle tamamlasa da) ek olarak devam ettirmektedir.
Kurucu üyeler:
- Hazal ÇELİK (Yönetim Kurulu Başkanı)
- Müge ARSLAN ÇELİK (Yönetim Kurulu Genel Sekreteri ve Başkan yardımcısı)
- Dinç Orkun YONTAR (Yönetim Kurulu Saymanı)
- İrem İLHAN YÜRÜK (Üye)
- Ahmet COŞKUN (Üye)
Psikanaliz Çalışmaları Derneği’nin Teorik Manifestosu
Psikanaliz Çalışmaları Derneği kendini, psikanaliz kurumları ve teorisi içinde bir iç eleştiri olarak düşünmektedir. Grup üyeleri bu maksatla Nisan 2018 tarihinden itibaren bizzat kuram eğitimlerine başlamış, bir taraftan da klasik psikanaliz kuramıyla kökensel bağa azami özen göstererek psikoseksüel inşaanın kaotik/kompeks yapısı üzerinden farklı bir üst okuma (süperimpoze) geliştirmeyi ana hedef olarak belirlemişti. Teorik çalışmalar yol alırken klasik psikanliz kavramları bu farklı okumanın iç tutarlılığına paralel olarak yeni anlam sınırlılığına ulaştırılmasının gerekliliği can alıcı, ertelenemez bir çalışma başlığı olarak akılda tutuldu. 2022 Ekim ayında “Kaotik Psikoseksüel İnşa” adı verilen psikanaliz okumasının ismi “Salt Cinsel İnşa / Pure Sexual Construction” olarak değişti. Cinsellik, ruh ve beden ayrımını gözeten psikoseksüalite terimini, zaman/mekan bağlamını, psike denkleminin id/süperego değişkenlerini, beden ve sosyolojik temaslarını dışarda tutan psikanaliz okumasının adı olarak “Salt Cinsel İnşa / Pure Sexual Construction” benimsendi. Bu amaçla protez, fallik imge, maternal non-kapasite, ben imgesi, self taslağı/analist gibi kavramlarla psikoseksüelite farklı bir içerikle yeniden tasarlandı.
Bu farklı psikanaliz okumasının omurgasını latent-eşcinsellik, zamandışı ve self-tasarımı kavramları oluşturmaktadır. Salt Cinsel İnşa'nın ruh tasarımı latent-eşcinsellik kavramı üzerinde yapılanmıştır. Dolayısıyla da latent-eşcinsellik önemli bir metin gövdesi haline gelmiştir. Zamandışı kavramıyla, analist, bilinç, bilinçdışı, terapi ilişkisi bir imge-işleyişi olarak kavranır. Terapide, aktarım yerine, analist imgesi çalışılır. Dinamik, hikayeye dayanan analitik çalışmanın aksine imge ve kurgu denklemi tasarımına dayalı oto-psikanalitik çalışma tercih edilmiştir. Pratik müdahale tekniği olarak bu okumaya öznel self-tasarımı sistematiği geliştirilmiştir. Son 6 yıldır bu tekniğe uygun görüşme uygulamaları sürdürülerek elde edilen klinik deneyimler tartışılmaktadır.
Psikoseksüel inşanın zaman, mekan bağlamı içermeyen arzu/ensest kökenli non-verbal kaotik bir imge çalışması olduğu çıkarımına varıldı. Bu okumaya göre id, süperego gibi klasik psike denklemin oluşturan bu iki ana kavramını göz ardı edilebilir olarak değerlendirildi. Öznenin ensestiyöz natür işleyişi olduğu, onun sosyolojik, biyolojik temasları dışarıda bırakılarak imgesel bir psikoseksüelite hipotezi kurmanın önemi üzerinde duruldu.
Psikanalitik tedavi tekniğini oluşturacak müdahele enstrümanının da non-verbal psikoseksüel inşaa ile öznel rezonans kurabilen bir imge çalışma -psikanalitik çalışma- becerisinin edinilmesi meselesi olduğu düşünüldü. Psikanaliz kuram ve pratik eğitiminin bu hipotez üzerinden geliştirilmesi gereken hassas bir iş olduğu kanaatine varıldı. Grup, insani seksüel kapasitenin ruh varoluşunu açıklamada yeterli/eksiksiz olduğu, varoluş iddasını sadece seksüel öze güvenerek sürdürmenin psikanaliz kuramını kafa karışıklıklıklardan uzak tutacağı varsaydı. Analist etkinliğinin sınırlandırılmasının, önemi üzerinde duruldu. Analist yerine, bir imge olarak self-tasarımı kavramı önerildi. Psikanaliz Çalışmaları Grubu bu farklı psikanaliz okumasını ilk olarak “Pre-oral Dönemde Fallik İmgenin Gözardı Edilmesi: Protez Anne” isimli makaleyle duyurdu. Bu konu Mayıs’2021de https://pep-web.org/search/document/IJPOPEN.008.0038A?page=P0001 ele alınmıştır.
Psikanaliz Çalışmaları Grubu 2018 yılından beridir psikanaliz eğitiminin non-formal yapısını kaotik psikoseksüel inşaa okumasıyla yeniden kurgulayarak sürdürdü. Analist, psikanalitik terapi, eğitmen, süpervizör, gözetici eğitmen, teorik çalışma kavramları bu yeni okumanın iç tutarlılığıyla iç içe sürdürülebilen bir eğitim modeli geliştirmiştir. Yine bu üst okuma ile uyumlu, öznel bir “Psikanalize Giriş” eğitim kitabının önemli bir kısmını tamamlamaktadır.